Büyük Veri
  • Tarih: 01.11.2018

Bu kavram, son dönemde dijital dünyayla ilgilenen herkesin en önemli gündem maddelerinden biri. Büyük Veri‘nin ne kadar kıymetli olduğu üzerine yapılan değerlendirmeler bir yana, hangi verinin Büyük Veri olduğu üzerine ciddi bir tartışma başlamış durumda. Şu ana kadar oluşan konsensüs sosyal medya, web logları gibi verilerin sabit disklerde işgal ettikleri yerler nedeniyle Büyük Veri olduğu yönünde. Büyük Veri meselesini sadece internet düzleminde görmeyenler bu listeye, hızlıca hava durumu tahmini, araç trafiği veya CERN’deki Hadron Çarpıştırıcısında toplanan verileri de ekliyorlar. Tıp alanında çalışan bilim insanlarının genom araştırmaları da yine Büyük Veri düzlemine dahil edilebilen konular. Liste bu şekilde uzuyor gidiyor.

Sorun şu ki bu veriler eskiden de vardı. En az yüz yıldır hava tahmini amaçlı olarak toplanan veriler, gen haritasının belirlenmesi ile yapılan çalışmalar, aynı web logları gibi 15 yıldan fazla süredir hayatımızın içinde. Peki ne değişti?

Değişen sadece şu: veriye bakış şeklimiz. Eskiden bir sorun olduğunda dönüp bakılan veriler, artık değer yaratacak birer kaynak olarak görülüyor. Yeter ki toprağın altında yatan bir maden gibi çıkarmasını bilelim. Büyük Veri bir iş yapış felsefesi. Sadece verileri kullanarak dahi işimizi, daha verimli ve karlı yapabiliriz.

Evet, internet; hayatımızın önemli bir kısmının dijitalleşmesine, dolayısıyla da veri olarak kolayca toplanabilmesine ve analiz edilebilmesine olanak sağladı. Evet, disklerimiz ve disklerdeki verileri işleyebilecek bilgisayarlarımız çok daha güçlü. Evet, artık hazır teknolojiler, veri madenciliği ve istatistik gibi yöntemlerin daha kolay uygulanabilmesini mümkün kılıyor. Peki bütün bunlara sahip olmamıza rağmen neden hala Büyük Veriyi kullanırken zorlanıyoruz?

Konuyla ilgili videoyu izlemek için tıklayınız.